D-8’LER- TÜRKİYE VE ÖTESİ
--------------------------------------------------------------------------------
A.B.D. Devlet Başkanı Roosevelt’in 1940 seçimlerindeki rakibi Wendell Wilkie, 1943 yazında, Başkan adına çıktığı Dünya turunun ardından yazdığı “Tek Bir Dünya” adlı kitabının son cümleleri şöyle;
“ İkinci Dünya Harbine girmiş ülkeler ve halen bu harbe girmemiş diğer milletler de daha az olmayan bir sabırsızlıkla bizim tarihin bu meydan okuyucu fırsatını kabul etmemizi bekliyorlar:
Bütün dünya yüzündeki insanların hürriyet ve istiklalden kuvvet alarak yaşayıp geliştikleri yeni bir cemiyetin kuruluşuna yardım fırsatı...”
İşte A.B.D İkinci Dünya Savaşının ardından, söz konusu bu cemiyetin kuruluşuna yardım fırsatını bulmuş ve Roosevelt ve Stalin görüşmelerinin ardından Birleşmiş milletler Teşkilatı kurulmuştur. O yıllardan sonra dünya üzerinde, birlikler ve teşkilatların kurulması hızlanmıştır. AET, Comecon, G-7’ler gibi. Bugün dahi bu benzer birlik ve teşkilatların yeniden kurulması veya mevcutlarının daha işlerlik kazanması için üstün gayretler sarf edilmektedir. Doğu Bloğu ülkelerine ait olan Comecon dağılırken yerine B.D.T gibi yeni bir birliğin kurulması gündeme gelmiştir.
Ancak bugüne kadar İslâm Dünyası ülkeleri arasında, İslâm Konferansı dışında, ciddi bir birlik kurma teşebbüsü olmamıştır. Dünya üzerindeki birliklerin sayısındaki artışlar ve birliklerin faydalarının açıkça görülmesinden dolayıdır ki, bugün İslâm Ülkeleri içinde de siyasi ve ekonomik birlik kurma temayülleri belirmiştir. İşte bu temayülün bir eseri olarak, D-8’ler ortaya çıktı ve 15 Haziran 1997 tarihinde, Çırağan Sarayında yapılan toplantının sonucunda 8 İslâm Ülkesi, D-8’leri resmen kurdular.
D-8’ler (Developing 8 Countries= Gelişmiş ve Gelişmesine devam eden ya da gelişmekte olan 8 Ülke), İslâm Ülkeleri arasında, en fazla kalkınmış ve gerek yüzölçümü ve gerekse nüfus bakımından büyük 8 ülkenin, şimdilik sadece iktisadi ve ticari alanda kurmaya çalıştıkları birlikteliktir. Bu ülkeler; Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye.
Coğrafi konum olarak ele alındığında, D-8’leri temsil eden ülkeler; İslâm Dünyası içinde batıdan doğuya doğru (Nijerya-Mısır-Türkiye-İran-Pakistan-Bangladeş-Malezya-Endonezya) bir hilâl şeklinde serpilmiştir. Bu ülkeler, aynı zamanda bulundukları coğrafi mekan içinde, ekonomik bakımdan en gelişmiş ülkelerdir. Eğer bu ülkeler arasında birlik oluşturulursa, İslâm Dünyası’nın özlediği İslâm Birliği’nin kurulmasında, coğrafi konum büyük kolaylıklar sağlayacaktır.
D-8’lerin Kurulmasında Türkiye’nin Rolü
D-8’lerin kurulmasında Türkiye’nin rolü çok büyük olmuştur. Başta fikir ve düşünce planında liderlik yapan Türkiye, aynı zamanda D-8’ler Konseyinin kurulması için ev sahipliği yaptı. D-8’ler Konseyi’nin Genel Sekreterliğini Türkiye üstlendi.
Barış, kardeşlik, adalet, insan hakları ve demokrasi için dev bir işbirliği hüviyeti kazanan D-8’lerin “İstanbul Deklarasyonu”na; Türkiye adına Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakan Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, Endonezya Devlet Başkanı Suharto, İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani, Pakistan Başbakanı Nawaz Şerif, Mısır Başbakanı Kemal el Ganzuri, Malezya Başbakanı Mahatır Muhammed, Bangladeş’in bayan Başbakanı Sheikh Hassina ve Nijerya adına da Sanayi Bakanı Muhammed Halladu imza koydular.
İstanbul Deklarasyonunda, ortak çalışma gruplarının hazırladıkları toplam 55 büyük proje hayata geçirilmesine karar verildi. Bu arada en çok proje Türkiye’den geldi. Ülkeler, ilk aşamada uçak, helikopter, otomobil ve tekstil makinaları gibi dünya piyasalarına girebilecek ve rekabet gücü yüksek bir üretim planladılar.
D-8’ler Neden Önemli?
D-8’leri oluşturan ülkeler, dünya platformunda ele alındığında, Batı Afrika sahillerinden Güneydoğu Asya adalarına kadar geniş bir yelpaze içinde ya da hilâl şeklinde yer aldığı görülür. D-8’lerden Nijerya, Batı Afrika’da yer alır ve Atlas Okyanusu’na kıyısı vardır. Jeopolitik konum olarak, Afrika kıtasının Amerika ve Avrupa kıtalarına açılan penceresidir. Mısır’ın jeopolitik konumu ise benzer özellik gösterir. Akdeniz yolu ile denizden tüm dünyaya bağlantısı vardır. Ayrıca Suveyş Kanalı yolu ile Hint Okyanusu ve ötesine bağlantılı olduğu gibi karadan Afrika ile Asya’yı birbirine bağlar. Türkiye ise jeopolitik avantajı daha fazladır. Türkiye, gerek karadan ve gerekse denizden Avrupa-Asya-Afrika kıtaları arasında doğal, siyasi ve iktisadi köprüyü oluşturur. Birbiri ile komşu olan İran ve Pakistan’ın ve Bangladeş’in jeopolitik konumları, yukarıdaki üç ülkeye benzer. Dolaysıyla D-8’lerin 6 ülkesi, jeopolitik açıdan amfibi ülkelerdir. Yani hem karada ve hem de denizde manevra kabiliyeti olan ülkelerdir. Güneydoğu Asya’nın kaplanları adı verilen Malezya ve Endonezya birbirine komşu olan adalar ve yarımadalar ülkesidir. Bu iki ülke Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusunun birleşme noktasında yer alırlar. Öte yandan Malezya Asya kıtasına karadan bağlantılıdır.
D-8’lerin karadan ve denizden önemli bir konuma sahip oldukları gibi havadan da güçlü bir bağlantıları vardır. Bu ülkelerde yer alan havaalanları ve hava ulaşımı gözden geçirildiğinde, dünyanın dev bir hava köprüsünü oluşturdukları görülür. Dolaysıyla bu zengin Müslüman ülkelerin birbirleri ile bağlantı kurmasında, tüm jeopolitik özellikler teşvik edici şartlar taşımaktadır.
İslâm Dünyası Yüzölçümünün % 25’i, D-8’lerde
D-8’leri içeren ülkelerin toplam yüzölçümleri 7.616.969 km².yi buluyor. Bu yüzölçümü itibariyle, 54 İslâm Ülkesi toplam yüzölçümünün % 24,5’ini, dünya kıtaları yüzölçümünün % 5,6’sını teşkil ediyor, D-8’ler. Yüzölçümü bakımından en büyük ülkeler, Endonezya (1.919.317 km².) ve İran (1.638.057 km².). En az yüzölçüme sahip ülkeler ise, Bangladeş (148.383 km².) ve Malezya (330.442 km².)’dır. Diğer 4 ülke yüzölçümü bakımından birbirine yakın değerler gösterir (Mısır 997.739 km²., Nijerya 923.768 km²., Pakistan 879.811 km²., Türkiye 779.452 km².).
D-8’ler; İslâm Dünyası Nüfusunun % 66’sına Sahip
Birleşmiş Milletlerin istatistiklerine göre, D-8’lerin 1995 yılı itibariyle toplam nüfusları yaklaşık 775 milyonu bulmaktadır. Bu nüfus, dünya nüfusunun % 13,5’ini, 54 İslâm Ülkesinin % 66,5’ini oluşturur. Mevcut nüfus artış hızlarına göre, D-8’lerin toplam nüfusları, 2010 yılında 1.060 milyonu, 2020 yılında 1.275 milyonu bulacaktır. Bu sekiz ülkenin nüfusları, 54 İslâm Ülkesinin, 2010 yılında % 57,5’ini, 2020 yılında % 57,3’ünü teşkil edecektir. Gelecekteki bu azalma, D-8’lerin nüfus artış oranlarının, diğer İslâm Ülkelerindeki nüfus artış hızından biraz daha az olmasından kaynaklanacaktır. Çünkü 1995 yılında, 54 İslâm Ülkesi’nin toplam nüfusu, dünya toplam nüfusunun % 20,2’sini oluştururken, 2010 yılında % 26,2’sini, 2020 yılında % 28,1’ini oluşturacaktır.
D-8’lerin ülkeler bazında nüfusları incelendiğinde, en fazla nüfusa sahip ülkeler; Endonezya (203 milyon), Pakistan (131 milyon), Bangladeş (128 milyon) ve Nijerya (101 milyon)’dır. En az nüfusa sahip olan ülke ise Malezya (19,7 milyon)’dır. Diğer 3 ülkenin nüfusları ( İran 64 milyon, Mısır 62 milyon, Türkiye 63 milyon) birbirine yakındır.
D-8’leri temsil eden ülkelerin başkentleri ise; nüfus bakımından hayli kalabalıktır. Bangladeş’in Dakka (6,1 milyon), Endonezya’nın Cakarta (11 milyon), İran’ın Tahran (6,5 milyon), Malezya’nın Kuala Lumpur 1,1 milyon), Mısır’ın Kahire (6,8 milyon), Nijerya’nın Lagos (eski başkent 1,3 milyon, yeni başkent Abuja’dır), Pakistan’ın İslamabat (204 bin) ve Türkiye’nin başkenti ise Ankara (2,6 milyon)’dır. Endonezya’nın başkenti Cakarta, 11 milyon nüfusu ile, İslâm Ülkeleri’nin en kalabalık başkenti olup, dünya şehirleri arasında 11.sırada yerini almaktadır.
Irk, dil ve kullandıkları para birimi bakımından, D-8’lerin her biri ayrı özellik göstermesine rağmen, din bakımından hepsi Müslüman ülkelerdir. 8 ülkenin hepsinde, İslâmi kültür hakimdir. İslâmi kültür, bu ülke toplumlarının günlük yaşayışlarını, giyim kuşamlarını, örf ve adetlerini, yerleşme birimleri ve meskenlerindeki mimariyi önemli ölçüde etkiler ve adeta bir birlik oluşturur. Bu ülkelerin hangisine ziyaret etseniz, şehirlerini süsleyen cami ve minareler görmeniz mümkündür. Dinin ortaya koyduğu ortak kültür, D-8’leri temsil eden ülkeler arasında kurulacak olan, sosyal, siyasal ve ticari bir birliğin işlerlik kazanmasında temel harcı teşkil edecektir.
Büyük Bir Ekonomik Güç; D-8’ler
D-8l’lerin faal işgücü dağılımı incelendiğinde, tarım ve hayvancılığın büyük yer tuttuğu görülür. Faal işgücü dağılımında tarımın payı % 65 (Bangladeş) ile % 21 (Malezya) arasında değişmektedir. Nijerya, Pakistan ve Endonezya’da tarımsal işgücü payı % 50’nin üzerindedir. Tarımsal işgücünden sonra, faal işgücünün en fazla olduğu alan genel hizmetler bölümüdür. Faal nüfusun % 21 (Bangladeş) ile % 33’ü (Pakistan) genel hizmetlerde çalışmaktadır. Sanayinin faal işgücündeki payı % 23 (Malezya) ile % 13 (Pakistan) arasında değişmektedir. Tüm bu değerler de göstermektedir ki, D-8’lerin tümünde tarım ve hayvancılık en önemli uğraşı koludur. Bundan sonra, nüfusun belirli kesimi genel hizmetlerde çalışmaktadır. Bütün bunlara rağmen, dünya ülkeleri bazında ele alındığında, sanayide çalışan nüfus oranları hayli fazladır. Bu da, D-8’lerin belirli düzeyde bir sanayileşme sürecine girdiklerini göstermektedir.
D-8’leri temsil eden Nijerya, Malezya ve Endonezya’da tropikal iklim, Bangladeş’de muson iklimi, Türkiye, Mısır, İran ve Pakistan’da ılıman iklim şartları hüküm sürmekte. Nijerya, Endonezya ve Malezya’da tropikal yağmur ormanları geniş yer kaplarken, İran ve Mısır’da geniş çöller yer almakta. D-8’ler için çeşitlilik arz eden iklim şartları, tarım ve hayvancılığına da önemli etki yapmaktadır. Nijerya, Endonezya ve Malezya gibi tropikal ülkelerde, daha ziyade palmiye, pirinç, koka gibi tropikal tarım ürünleri önem kazanırken, diğer ülkelerde ise ılıman iklimi temsil eden buğday, arpa, mısır, pamuk, şekerpancarı, patates, çeşitli meyve ve sebzelerden oluşan tarım ürünleri üretimi hayli fazladır. D-8’lerin nüfus ile tarım ürünleri üretimi karşılaştırıldığında, tarım ürünleri üretimi fazlalığı ortaya çıkar ki, bu ülkelerin ihracatlarında tarım ürünlerinin payı oldukça yüksek.
D-8’lerde, hayvancılık faaliyetleri de büyük önem arz eder. 8 ülkenin tümünde, 100 milyon başa yakın sığır, 280 milyon baş koyun ve keçi beslenmektedir. En fazla hayvan yetiştiren ülkeler Türkiye (12 milyon baş sığır 41 milyon baş koyun), Bangladeş, İran, Pakistan ve Nijerya’dır. Bu ülkelerde hayvancılık için önem taşıyan çayır ve meralar geniş yer kaplarlar. En az hayvan yetiştiren ülkeler ise Malezya (0,7 milyon baş sığır ve 0,3 milyon baş koyun), Endonezya ve Mısır’dır. Bu ülkelerden Malezya ve Endonezya tropikal yağmur ormanları ile kaplı olduğundan, Mısır geniş çöllerle kaplı olduğundan hayvancılık için gerekli olan çayır ve meralardan yoksundur. Dolaysıyla D-8’ler, tarım ve hayvancılık bakımından büyük bir potansiyel oluştururlar.
Madenler yönünden incelendiğinde, D-8’ler çok çeşitli ve zengin maden rezervlerine sahiptir. Birbirini tamamlayacak nitelikte olan madenlerin başlıcaları; petrol, doğal gaz, krom, bakır, demir, boksit, kömür, civa, manganez, fosfat, kalay’dır.
Sanayi bakımından D-8’ler, diğer İslâm Ülkeleri’ne göre daha da gelişmiştirler. Gelişme gösteren sanayi kollarının başında tekstil ve gıda gelir. Bunun yanında, gübre, demir-çelik, kimya, petro-kimya, makine ve elektronik sanayi gibi sektörlerde de hızlı gelişmeler kaydedilmekte.
D-8’lerin Ticari Hacmi
D-8’lerin 1990 yılı itibariyle, toplam ihracatları 104.113 milyon dolar olup, 43 İslam Ülkesinin (691.056 milyon dolar) % 15,1’ini oluşturmuştur. 43 İslâm Ülkesi, toplam ihracatlarının ancak % 10’unu diğer İslâm Ülkeleri ile gerçekleştirdiği hesaplanıştır. 43 İslâm Ülkesi İhracatlarının % 10,5’ini diğer İslâm Ülkeleri ile gerçekleştirirken, D-8’ler ise toplam ihracatlarının ancak % 7,8’ini diğer İslâm Ülkeleri ile gerçekleştirmiştir. Yine aynı yıl itibariyle, D-8’lerin toplam ithalatları 115.600 milyon dolar olup, 43 İslâm Ülkesinin (646.017 milyon dolar) % 17,8’ini teşkil etmektedir. 43 İslâm Ülkesi ithalatlarının % 10,6’sını diğer İslâm Ülkeleri ile yaparken, D-8’ler ise toplam ithalatlarının % 9,2’sini diğer İslâm Ülkeleri ile yapmıştır.
D-8’lerin 1993 yılı itibariyle, toplam ihracatları 140.320 milyon dolar olup, 43 İslam Ülkesinin (811.500 milyon dolar) % 17,3’ünü teşkil etmektedir. 43 İslâm Ülkesi, toplam ihracatlarının ancak % 10’unu diğer İslâm Ülkeleri ile gerçekleştirmiştir. 43 İslâm Ülkesi İhracatlarının % 10’unu diğer İslâm Ülkeleri ile yaparken, D-8’ler ise toplam ihracatlarının ancak % 8,5’ini diğer İslâm Ülkeleri ile yapmıştır. Yine aynı yıl itibariyle, D-8’lerin toplam ithalatları 157.872 milyon dolar olup, 43 İslâm Ülkesinin (853.390 milyon dolar) % 18,5’ini oluşturmuştur. 43 İslâm Ülkesi ithalatlarının % 9,3’ünü diğer İslâm Ülkeleri ile gerçekleştirirken, D-8’ler ise toplam ithalatlarının ancak % 8,1’ini diğer İslâm Ülkeleri ile gerçekleştirmiştir.
D-8’ler içinde, diğer İslâm Ülkeleri ile ticareti en zayıf olan ülke Nijerya’dır. Bu ülke 1993 yılı itibariyle toplam ihracatının (11558 milyon dolar) % 1,4’ünü, toplam ithalatının (7463 milyon dolar) % 3’ünü, diğer İslâm Ülkeleri ile yapmıştır. Bunun baş sebebi, gelişmiş diğer İslâm Ülkeleri’ne uzak olmasıdır. Diğer İslâm Ülkeleri ile ticareti kısmen gelişen ülkeler ise Pakistan, İran ve Türkiye’dir. Bu ülkeler, birbirine komşudur ve çevresi diğer İslâm Ülkeleri ile çevrilidir. Pakistan ihracatının (6701 milyon dolar) % 18,5’ini, ithalatının (9492 milyon dolar) % 24’ünü, diğer kardeş İslâm Ülkeleri ile gerçekleştirmiştir. Türkiye ise, ihracatının (16285 milyon dolar) yaklaşık % 15’ini, ithalatının (33174 milyon dolar) % 11,7’sini, diğer İslâm Ülkeleri ile yaptığı görülüyor
D-8’lerin ihracat ve ithalat durumlarında, 1990 yılına göre 1993 yılında, miktar bakımından arttığı görülür. Ancak yüzdelerde pek fazla değişiklik görülmemektedir. 1997 yılına gelindiğinde, gerek İslâm Ülkeleri’nin ve gerekse D-8’lerin ticaret hacimleri miktar bakımından gelişmiştir. Ne var ki, diğer İslâm Ülkeleri ile olan ticari bağlantılarında önemli bir gelişme sağlanamamıştır.
D-8’lerdeki Üye Sayısı Yeterli mi?
İşte D-8’lerin amacı, İslâm Ülkeleri arasında, uzun yıllar pek fazla gelişemeyen ticareti canlandırmaktır. Bu amaca ulaşmak için, birlik üye sayısı şimdilik sınırlı tutulmuştur. Kuruluşunu hazırlayan üye ülke sayısı, adından da anlaşılacağı üzere 8 ülkedir. Oysa İslâm Dünyası içinde 54 bağımsız ülke bulunmaktadır. Yakın gelecekte bağımsızlığına kavuşacak ülkeler de sayılırsa, İslâm Ülkelerinin sayısı 76’ya yükselir. Bu kadar çok ülkeyi, siyasi ve ekonomik açıdan 8 ülkenin temsil ettiği bir birlik, zamanla yetersiz kalacağı muhakkaktır. Bu sebeple, kuruluşun ardından, üye sayısında artırmaya gidilmelidir. İlk aşamada birliğe üye alınabilecek ülkeler arasında; Sudan, Cezayir, Suudi Arabistan, Irak, Özbekistan, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gibi ekonomik potansiyeli yüksek ülkeler ak Planlar hedefine ulaşırsa, yakın gelecekte birlik üye sayısında artış olacağı beklenmektedir.
D-8’ler ve Ötesi
D-8’ler, Bugün için İslâm Dünyası açısından yeni bir umut ışığını oluşturuyor. Şimdilik Ekonomik alanda düşünülen birlik, eğer gerçekleşir ve Avrupa Birliği’nin kaydettiği gelişmeyi yakın gelecekte sağlarsa, İslâm Dünyası’nda özlenen ve büyük bir umutla beklenen İslâm Birliği’ne doğru atılmış önemli bir adım olacaktır. Ya ötesi?
Bugün ötesi biraz çetrefilli görülüyor. Çünkü atılmaya gayret edilen bu adımın yolları çok engebeli ve tuzak doludur. Her şeyden önce bugün dünya gündeminde Müslüman olmayan ülkelerin kurmuş oldukları G-7’ler ve Avrupa Birliği gibi teşkilâtlar mevcuttur. Şüphesiz bu teşkilâtlar, rakip bir birliğin ortaya çıkmasını arzu etmezler. Öte yandan dünya siyasetinde ve ekonomisinde ferdi hareket eden A.B.D, Japonya, Rusya gibi güçler, sömürge sahası olan İslâm Dünyası’nda böyle bir gelişmeyi hiç sindiremezler. Peki, Batı Dünyası ne yapabilir?
Temeli, siyasi ve ekonomik rekabete dayalı olan günümüz dünyasında, bu alanda daha önce kurulmuş teşkilâtlar, yeni bir rakibin ortaya çıkmasını hiç bir zaman arzu etmezler. Arzu etmedikleri böyle bir gelişmeyi durdurmak istemeleri gayet doğaldır. Bunun için antipropaganda yapmaları da normaldir. Dünya siyasetini ve ticaretini ellerinde bulunduran Batı Dünyasına ait gelişmiş ülkeler, başta, İslâm Dünyası’ndaki her türlü siyasi ve iktisadi gelişmeyi engellemek için cazibesi allı pullu süslerle artırılmış takozlar koyarlar. D-8’lerin gelişmesini engelleyecek olan bu harici takozların yanında, dahili engeller de devreye girebilir. D-8’leri temsil eden ülkelerin hemen hepsinde bulunan sömürge aydınları, düğmeye basılmış uzaktan kumandalı cihazlar gibi, hemen faaliyete geçebilirler. Bunun belirtileri, bugün için yavaş yavaş görülüyor. Ancak hemen şu da bir gerçek ki, geçmişti kurulan birliklerin kuruluşuna imza atan liderler hayatta olmamasına rağmen (bunlardan B.M. kurucusu olan Roosevelt, kuruluş imzası atılmadan 13 gün önce ölmüş ve imzayı bir başkası atmıştır), kurulan birlikler hayatiyetlerini devam ettirmişler. D-8’lerde mutlaka böyle olmalı. Kuruluşundaki canlılık, her zaman korunmalı ve ötelerin ötesine gidilmelidir. Ötelerin ötesinde, D-8’ler olarak ifade edilen Türkiye ve diğer üye ülkelerin menfaatleri açısından aydınlık günler bekliyor.
Prof. Dr. Ramazan ÖZEY
Not: Bu makale, Prof. Dr. Ramazan ÖZEY’in Marifet Yayınlarından 1998 yılında yayınlanan, “Jeopolitik ve Jeostratejik Açıdan Türkiye” adlı kitabının 216-226 sayfalarından alınmıştır. Makale ile ilgili olarak kitapta bir de tablo vardır. Tablo için kitaba bakılabilir. Ayrıca konu ile ilgili olarak, Aktif yayınlarından yayınlanan Siyasi Coğrafya kitabına da bakılabilir.
http://www.ramazanozey.net/