|
j@nİk
|
 |
« : Nisan 09, 2008, 07:08:19 ÖS » |
|
Kavimler Göçü Öncesi Hunlara Genel Bakış
Asya Hunları, M.S. II. Yüzyıl başlarında birbirlerinden ayrılmış üç bölüm halindeydi. Balkaç gölü havzasında Çiçi hükümdarın iktidar zamanından arta kalan Hun toplulukları bulunmaktaydı. Çungorya ve Barkal dolaylarında Kuzey Hunları, Kuzey Batı Çin Sahasında ise Güney Hunları varlıklarını sürdürmekteydiler. Kuzey Hunlarından eski Hun başkenti bölgesinde kalanlar, 155 yılında Moğol soyundan gelen Sienpiler tarafından batıya sürülerek neredeyse tümden yurtlarından çıkarıldılar. Güney Hunları ise kendi içlerindeki çatışmalar sonucu ikiye ayrılmış ve topraklarının tümü baskıları gittikçe artan Einliler tarafından 220’ye doğru işgal edilmiştir. Bu olaylar sonucunda Çin sahasındaki Hun siyasi hayatı tarihe karışmıştır. Bu bölgedeki Hunlar, Çiçi iktidarının sona ermesi ile birlikte etrafa dağılmış ve özellikle Aral gölünün doğusundaki bozkırlara çekilerek, varlıklarını devam ettirmişlerdir. Oradaki diğer Türk boyları ve I. Yüzyıldan II. Yüzyılın ortalarına kadar Ein’den gelen Hun kitleleri ile çoğalan ve uzunca bir süre sakin bir yaşam sürdürerek güçleri artan bu Hunların özellikle iklimin değişmesi nedeni ile batıya yöneldikleri tahmin edilmektedir. Avrupa Hunlarını kuranların bunlar olduğu bilinmektedir.
Avrupa’nın Değişen Yüzü ve Kavimler Göçü
Hunlar, IV. Yy’ın ortalarında Alan ülkesini ele geçirdikten sonra Volga kıyılarında görüldüler. O tarihlerde Karadeniz kuzeyindeki düzlükler, bir germe kavimi olan Gotların hakimiyeti altındaydı. Don ve Dinyeper nehirleri arasında Ostragotların (Doğu Gotları), onun batısında Vizogotlar (Batı Gotları) bulunuyordu. Daha batıda Transilvanya ve Galiçyadan Gepideler bu gün Macaristan toprakları içerisinde yer alan Tizsa ırmağı dolaylarında Vandallar vardı. Bu dört Germen kavimin dışında aynı bölgede İranlı ve Slav kitlelerin yanı sıra küçük Germen toplulukları da yaşıyordu. Hun başbuğu Balamir idaresinde, ilk saldırı ostragotlara yapıldı. Bu saldırı onları yıkmaya yetti (374). Ardından Ostragot kralı Ermanorik intihar etti ve yerine Hunlar tarafından Hunimund isimli bir kral atandı. Üstün bir askeri yeteneğe sahip Hun orduları saldırılarına devam ederek Dinyeper kıyılarında Vizogotlara büyük bir darbe indirdi. Vizigot kralı Atanarik, kalabalık Vizigot kitleleri ile batıya doğru kaçtı. Böylece Hun askeri gücünün harekete geçirdiği ve batıya doğru çeşitli kavimlerin yerlerini, birbirlerini Herek (Topraklarından çıkararak) Roma imparatorluğunun Kuzey eyaletlerini alt üst edip, İspanyaya kadar uzanmak suretiyle Avrupa’nın etnik çevresini değiştirdiği tarihi “Kavimler Göçü” başlamış oldu. Beklenmedik yerlerde görülen ani ve şiddetli Hun darbeleri Doğu Avrupa kavimleri arasında Korku ve dehşet uyandırmıştır. Hatta Hunlar aleyhinde çoğu latin ve Grek kaynaklarda kayıtlı, inanılmaz söylenti ve hikayelerin çıktığı bilinmektedir. Hunlar, Gotlardan, Alanlardan ve Germen tayfalarından oluşturdukları yardımcı kuvvetlerle takviyeli olarak ilk defa 378 baharında Tuna’yı geçtiler ve Romalılarla hiçbir karşılık görmeksizin, Trakya dolaylarına kadar ilerlediler. Bununla birlikte Roma topraklarında görülen bu kuvvetlerin yalnızca gönderilen öncü birlikler olduğu, daha sonraki tarihlerde Bu günkü Macaristan ovasına kadar akınlar düzenlenmesinden anlaşılmaktadır. Hun saldırılarından kaçan, bu gün Avusturlya arazisindeki Markomanlar ile Kuardlar, Roma topraklarına geçmeye hazırlanırken, İran asıllı Sarmatlar Roma sınırlarını aşıyorlardı. Diğer yandan, daha önceden sınırları aşan ve Transilvanya’da duraklaşmış olan Vizigotlar ise Roma sınırlarını geçiyorlardı (381). Bu sıralarda Germen asıllı topluluklar ile İranlı Baştarnalar, Batı Macaristan’da Alplere sarkarak İtalya sınırlarını tehdit etmeye başlamışlardı. Hunlar Roma İmparatoru I. Theodisius’un ölümü ile (395) iki cepheden harekete geçtiler. Hunların bir kısmı Balkanlardan Trakya’ya doru ilerlerken daha büyük bir kısım, Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya yöneltilmişti. Basık ve Kursuk adında iki başbuğ yönetimindeki Anadolu akını, Hun devletinin Don nehri civarında konuçlanmış olan Doğu kanadı tarafından düzenlenmişti. Romalılar olduğu kadar Sazani imparatorluğunu da telaşa düşüren bu akında Hun kuvvetleri Erzurum bölgesinden itibaren Karasu öve Fırat vadilerini takip ederek Melitene (Malatya) ve Kilikya (Çukurova)’ya kadar ilerlediler. Bölgenin en korunaklı kalesi olan Edesa (Urfa) ve Antakya’yı birsüre baskı altına aldılar ve oradan Kudüs’e yöneldiler. Hunlar sonbahara doğru kuzeye ilerleyerek Orta Anadolu’ya, Kappadokia – Galatia’ya (Kayseri – Ankara) dolaylarına ulaştılar. Oradan Azerbaycan – Bakü yolu ile kuzeydeki merkezlerine döndüler. Bu Türklerin Anadolu’da tarihteki ilk görünüşleridir. Hun baskısı, Balamir’in ölümünün ardından başa geçen, Balamir’in oğlu ya da torunu olduğu sanılan Başbuğ Uldız komutasında, 400 yılına doğru batıda artmaya başlamıştır. Atilla’nın ölümüne dek takip edilecek Hun dış siyasetinin temellerini atan Uldız Bizansı baskı altında tutacak Batı Roma ile iyi ilişkiler sürdürecekti. Çünkü Bizans’ın Hun yönetimine alınması ilk hedefi oluşturuyordu. Öte yandan batı Roma sınırlarını ihlal ederek huzursuzluk çıkaran Barbar kavimler aynı zamanda Hunaların da düşmanı olduğu için Batı Roma ile ortak hareket etmek gerekiyordu. Bir sare sonra Uldız’ın Tuna’da görülmesi ile Kavimler Göçünün ikinci dalgası başlamış oldu. Hasdink Vandalları, 401’de Batı Roma eyaletlerine girerken, Hunlardan kaçan Vizigotlar da İtalya’da göründüler. Lambardia üzerinden Galya’ya uzanan Alarik’in idaresindeki Vizigot tehlikesi ünlü Romalı kumandan Stilikha tarafından güçlükle engellendi (402). Hun korkusu ile Vandallar yerlerini terk etmiş, Süevler, Burgundlar, Koadlar, Saksonlar ve Almanları kendi iradesinde birleştirmiş olan Radagais, bir yandan İtalya’yı tahrik edip diğer yandan Roma’yı ortadan kaldıracağını iddia ediyordu. Romalıların son kurtuluş umudu olan Stilikha ile Pavia savaşında Radagois’e mağlup oluyor, Radagoisin ilerleyişi durdurulamıyordu. Bunun üzerine Roma İmp. Hunlardan yardım istemek zorunda kaldı. Savaştığı bütün rakiplerini bozguna uğratan Radagois’i Türkler büyük bozguna uğrattı. Hunların böylesine büyük askeri başarılara imza atarken durum Batı Roma imp. İçin hiçte parlak değildi. Barbar kavimlerin akınları nedeni ile 402 yılında Başkent, Roma’dan Rovenya şehrine taşınmıştı. Gittikçe siyasi gücünü yitiren İmparatorluk toprakları barbar kavimler tarafından işgale başlandı. Daha önceki yıllarda anlatılan Vizigot tehlikesi yeniden hissedilmeye başladı. Vizigotlar, komutanı Alarik’in ölümü ardından Günel Galya’ya yerleşerek burada bir krallık kurdular. Franklar uygun zamanı kollayarak Kuzey Galya’yı işgal ettiler (406). Burguntlar Sovarayı ele geçirdiler ve bu bölgeye yerleştiler (443). Vandallar Gaya ve İspanya’da birbir kıyım yaparak Afrika kıyılarına dek ilerlediler. 455 yılında Vandal kralı Geiserich Roma şehrini yağmalamıştır. Bu gelişmelerin sonrasında yıkılmanın eşiğine gelen Batı Roma aşiretlere ayrıldı. Tüm gücünü yitirdikten sonra 476’da yıkıldı.
Göç Hareketleri
Bir göç hareketi hakkında tam bitiş tarihi söylemek yanlış olsa da Kavimler Göçünün sona eriş tarihi hakkında yapılan tahminlerden en akla yatkını Batı Roma İmp. Resmi yıkılış tarihi olan 476 yılıdır. Çünkü Kavimler Göçünün altında yatan nedenlerden biri de göç hareketi öncesinde tek bir imp. Halinde bulunan Roma İmp. İle .arbar kavimler arasındaki ekonomik uçurumdu. Güçlü ve zengin olma imparatorluğu, göçten önceki dönemlerde de yoksul ve gaddar olar barbar kavimlerin ilgisini çekiyordu. Hun saldırısı karşısında direnemeyeceğini anlayan bu barbarlar Roma imp. Saldırmayı son çare olarak gördüler. Bu topluluklar göç hareketlerinin yaşandığı, yaklaşık 100 yıllık süreç içinde bazen yendiler, bazen yenildiler, bazen köle olarak, bazen de asker olarak Romalılar tarafından kullanıldılar. Bu akımlar, barbar kavimlerin nihai amacı olan Batı Roma imp. Yıkılışı ile son buldu (476).
Kavimler Göçünün Sonuçları
375 yılında Hunların bazı barbar kavimleri batıya sürmesi ile başlayan ve yaklaşık bir yüzyıl kadar devam eden Kavimler Göçü, Avrupa tarihini derinden etkilemiştir. Bu göçün Avrupa’ya siyasi, dini öve etnik sonuçları olmuştur. Kavimler göçünün sonuçları şu şekilde sıralanabilir: 1.Hun saldırılarından korkarak kaçan barbar kavimler Roma’da karışıklıkların ve iç isyanların çıkmasına yol açtı. İmharatorluk, Theodosius’un ölümü üzerine oğulları Arcadius ve Honorius tarafından paylaşıldı, böylelikle bin yılı aşkın köklü bir geçmişe sahip Roma İmparatorluğu Batısını Honorius, Doğusunu Arcadius yönetecek şekilde ikiye ayrıldı (375). 2.Kavimler göçüne yol açan Hunlar, Orta Avrupa’da bu günkü Macaristan topraklarını merkez alan Avrupa Hun devletini kurdular. 3.Hunların batıya sürdüğü kavimler, Roma’yı talan etmek suretiyle ülkede büyük tahribata yol açtılar. V. Yüzyılın ikinci yarısından sonra Batı Roma İmparatorluğu büyük güç yitirerek aşiret krallıklarına bölündü. 476 yılında son kral Romulus, Augustulus, Odoaker adlı bir aşiret reisi tarafından tahttan indirildi. Tahtta oturan Odoaker’in Roma İmparatorluk simgelerinin yanlısı olduğu İstanbul İmparatoru Zenon’a göndermesi ile Batı Roma İmparatorluğu resmen sona erdi (476). 4.Avrupada uzun yıllar hüküm süren Roma imparatorluğunun bölünmesi ve daha sonra batı kanadının yıkılması, Avrupa’daki siyasi dengelerin bozulmasına neden olmuştur. Kavimler göçü sonucunda Avrupa’ya gelen kavimler (Franklar), Vizigotlar, Burguntlar vb., ortaçağ Avrupa’sına damgasını vuran “Barbar Krallıklar” olarak nitelendirilen küçük krallıklar kurdular. 5.Avrupa’daki otorite boşluğundan yararlanan kilise ve Papalık, tüm ortaçağ boyunca siyasal gücü elde tutmuştur. 6.Avrupa’daki merkezi krallıkların zayıflaması derebeylik (Feodalite) rejiminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Feodalitenin oluşmasında göç ve istilanın önümden kaçanların kendilerine sığınacak bir yer aramaları bunun sonucu olarak da asillerin toprak ve şatolarına yerleşmeleri etkili olmuştur. Bu durum aynı zamanda süzeren (himaye eden) ve vassal (himaye edilen) ilişkisini doğurmuştur. 7.Avrupa yaklaşık 100 yıl süren bir karışıklık ortamı yaşamıştır. 8.Avrupa’nın bugünkü etnik yapısı oluşmuştur. 9.Katolik kilisesi, misyonerler aracılığıyla Batı Roma imparatorluğu toprakları üzerinde kurulan krallıkları Hıristiyanlaştırarak dinlerini yayma fırsatı buldu. 10.Kavimler göçü tarihçiler tarafından ilk çağın sonu, orta çağın başlangıcı olarak kabul edilmiştir. 11.Hunların gelmesi ile Avrupa’da atlı birlikler önem kazanmış, süvarilerin silah ve kıyafetlerinde Hunlardan esinlenilmiştir. Belki de ortaçağ Avrupa’sının Şövalye tipi Hun Alplerine öykülenerek oluşturulmuştur.
KAYNAKÇA
Bil Eğitim Kurumları Tarih Kitabı, İstanbul, 1998 Dünya Tarihi Ansiklopedisi, Milliyet Gazetesi, 1991 Görsel Büyük Genel Kültür Ansiklopedisi Türk Dünyası El Kitabı, Ankara, 1976 Türk Tarihi Ansiklopedisi, Milliyet Gazetesi, 1991
Türk Dünyası El Kitabı, Ankara, 1976, s.699-701
Dünya Tarihi Ansiklopedisi, Milliyet Gazetesi, 1991, s.38
Türk Tarihi Ansiklopedisi, Milliyet Gazetesi, s. 61-63.
Bil Eğitim Kurumları Tarih Kitabı, İstanbul, 1998, s.20.
Görsel Büyük Genel Kültür Ansiklopedisi, Cilt 8, s. 4840
|