Destekleyenler: forum  || coğrafya

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mutlaka İnam Peygamberi İnam Atanın ‘‘Ata Günü’’ Töreninde evladlarına sözü  (Okunma Sayısı 673 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Türkel
Yeni Üye
*

Karizma +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri
« : Aralık 18, 2009, 01:36:50 ÖS »




Mutlaka İnam Peygamberi İnam Atanın ‘‘Ata Günü’’ Töreninde evladlarına sözü
(8. yıl - 25 eylül 1987)


 - Gözümüzü açıp gördük ki, adamlar inamsızılk felaketindedirler. Mutlaksızlık belasına garg olublar. Dünya Dünyaya benzemiyor. İnsan İnsana benzemiyor. Halk Halka benzemiyor. Kadın kadına benzemiyor. Erkek erkeğe benzemiyor. İnamsızlıkdan ayrıldık, inamımızı bulduk, İnam uğrunda ruhani dövüşe, kavğaya başladık.
Gözümüzü açıb gördük ki, adamlar insan olmak istemiyorlar. Yırtıcılık dünyanı tutub. Kıskanclık dünyanı tutub. Harislik dünyanı tutub. Şehvet dünyanı tutub. Korku dünyanı tutub. Bencillik dünyanı tutub.
Düşündük - taşındık, adamlardan ayrıldık. İnsanımızı bulduk. İnsan uğruna ruhani kavğaya başladık.
Gözümüzü açıb gördük ki, insana zıdd toplumda yaşıyoruz. İnsanı eşyalaşdıran, onu mülkiyete çeviren, işçini, köylünü aletleşdiren, şahsi kapitalizm yerine devlet kapitalizmini oluşturan, aydınların idrakını elinden alan, son derece hercai, zorlu ve son derece içeriden zaıf bir toplumda yaşadığımızı alğıladık. Gayri-ruhani, gayri-insani toplumdan ayrıldık, Ruhani cemiyetimizi bulduk. Hemin toplum uğruna ruhani kavğaya  başladık.
Gözümüzü açıb gördük ki, halkımız esaret boyunduruğundadır.
Devletsizlik felaketinde mutluluk verilib halkımıza. Maneviyatsızlık, bağımlılık, yavaş-yavaş erimek, itmek, milletlerin kavuşması adlı boş sözde hiç olmak mutluluğu verilib halkımıza. Ayrıldık esaretden, boyunduruktan. Asil, bağımsız halkımızı bulduk. Ve mustekil halk uğruna ruhani kavğaya başladık.
Gözümüzü açıb gördük ki, adamlar ihkam yalanına, en akmak, en murdar hurafi olan, ilmebenzer ihkama uyub. İhkam uçrumuna düşüp, çıkamıyor. Şahsiyetin, bireyin ölümü bahasına Yer cenneti yaratıyorlar. Ulusların ölümü bahasına Yer cenneti yaratıyorlar. İşcini aldatıyorlar, ondan alet kimi yararlanıyorlar, kendileri hakimiyete geliyorlar. Adını “işci hakimiyyeti” koyuyorlar. İhkamdan ayrıldık, Hakikatimizi bulduk, Hakikat uğrunda ruhani kavğaya  başladık.
Gözümüzü açdık gördük iki, evladı olduğumuz Doğu taklitcilik mutluluğundan mest olub. Fikirlerini Batıdan getiriyor. Doktrinlerini Batıdan getiriyor. Eğitim muessiselerini Batıdan getiriyor. Yüzyıllardır kendisi baş işletmiyor. Ona göre baş yok, ayak oluyor. Doğu taklitciliğinden ayrıldık, Doğunun liyaketini tanıdık ve hemin liyaket adına ruhani kavğaya başladık.
Gözümüzü açıb gördük ki, beşeriyet öz tarihinde çok ruhani, menevi buhran keçiriyor. Bu buhranın üç adı var: zorakılık, ahlaksızlık, maddiyatçılık. Hiç bir çağda zor bu kadar meseleni çözmüyordu. Hiç bir dönemde insanlar zora bu kadar tapınmıyordular. Hiç bir dönemde bu kadar başkesenlik olmamıştı. Çünki zor dünyanın lokomotifi adlandırıldı. Muhabbet, marhemet yerine baş kesmek, öldürmek, anasının ölüsünün üstünden geçmek, nitşeciliğe benzer, ondan da murdar, daha maskelanmış felsefe yarandı. Hiç kes marhemete baş eğmedi, hamı zora baş eğdi. Hamı zorla konuştu. Elinde yarak gezdirdi. Hikmet, söz yerine, marhemet, muhabbet yerine bıçak, tüfek çözdü işleri. Şimdi öyle güne düşübler ki, trilyonlarla maddiyyat bahasına başa gelenlerin hamısını yok etmek istiyorlar. Utanmadan, ölmeden. Özleri yarattıklarını. Cemaatın, halkın, büyük yüzünü diyoram - simasından kesen azğınlar, indi o azğınlıkları kiminse boynuna yıkıyorlar ve özlerinin yarattıklarını, öz felsefesinin neticesini. Arsız olmadık, özümüzü düşünmedik. İdealist olduk, romantik olduk, utopist olduk. Ve dedik ki, beşeriyeti bu buhrandan beşer kendisi kurtaracak. Onun başçısı yoktur. Onun kahramanları yoktur. Onun prezidentleri var. Onun katibleri var. Peyğambersiz olmaz. Kimse bu ağır işi omuzuna götürmelidir. Koy desinler ki, bu, kendisi hakkında yüksek düşüncededir. Koy bazisı kıkırdasın. Ve liyaket uğrunda, beşer leyaketi uğrunda, beşeri manevi buhrandan kurtarmak uğrunda ömrümüzü esirgemiyoruz.
Gözümüzü açıb gördük ki, bizden önceki olan bütün yöntemler – ne barikatlarda zor gücüne yaranan hakimiyetler, ne albayların zor gücüne yarattığı kasıtlar beşere hiç ne vermiyor. Beşer bir Şerden kurtarıb başka şere giriyor. Ondan da kötüsüne. Ve amaclaşma yolunu seçtik. Tarihleri öğrendik, sayfaladık. Ömrümüzün çokunu buna bağladık – öğrenmeye. Ve böyle karara geldik ki, yeni yol tapılmalıdır, ruhani yol olmalıdır. Halkı Mutlaka İnama yönlendirmek gerektir. Ona Hayırı Şerden ayırmağı öğretmek lazımdır. Onu  değiştirmek lazımdır. Onu şere karşı kaldırmak lazımdır. Amma acele etmeden. Bu hikmeti alğılamak için yıllar gerekdir. Ömrümüzün çoku bu sıradan hakiketi öğrenmeye, bilmeğe bağlanıb. Ve biz aileler yolunu seçdik. Azerbaycan halkı ayrı–ayrı ruhani ailelerden oluşacak Sonra hemin aile bir aileye çevrilecek. Bizi işidecek, Şeri işitmeyecek. Bizim ruhani hakimiyetimizi, yeni liyaketimizi, hizmetimizi kabul edecek, sonra biz dediğimizi yapacak. Amma acele etmek olmaz, uzunömürlü yoldur. Bir adamı değiştirmek üçün niçe yıllar lazım oluyor. Bütün halkı değiştirmek de öylece. Halk hala Hayırı Şerden ayıramıyor. Hala ihkama da kulak asıyor. Nice biz özümüz değişdik, nece biz kendimiz ayrı adam olduk, ayrı halk olmalıdır. Ayrı halk bizi işidecek. Ama sabrımız da mutlak olmalıdır. Ben tarihi öğrenmişem...
Gözümüzü açıb gördük ki, halkın bağımsızlığı için - gayri-formal, ebedi, kamil bağımsızlığı için bütün o beş ideanın hepsi gerçekleşmelidir. Eğer benim halkım Mutlaka İnanmıyorsa, onun sabah yalandan yaratdığı bağımsızlığı da hiç olacak. Gec-tez daha da kötü olacak. Halk yağıştan çıkıp yağmura düşecek. Yazıktır halk. Ona göre Mutlaka İnam da lazımdır, onlar birbirine zencir kibi bağlıdırlar. Eğer benim halkım bağımsız olacaksa, insanlaşmayacaksa, yine de onun başında adam oturacaksa, adam yaratık olacaksa, yine yağıştan çıkıb yağmura düşecek. Yazıktır halk. Besdir, bütün tarihinde ezab çektiği. Bu defa halk ayak üste kalmalıdır. Amma başka halk olmalıdır. Eğer o bağımsızdırsa, ama önceki toplumun, murdar, gayri-ruhani toplumundursa, yine de o formal bağımsız olacak. Yine de o müstakillik kağızda olacak. Bayrakda olacak. Yazıktır halk. Ona göre de o insanlaşmalıdır hem de. Eğer Doğu öyle bugünde kalacaksa, taklitci Doğu olacaksa neye gerektir o? Bu saat hiç bir problem, hiç bir mesele balaca çevrede durmuyor. Azerbaycan ümumbeşeri meseledir. Ona göre Doğu değişmelidir. Kim bunu anlamıyor ondan Asifçi çıkmaz. Eğer beşeriyet bu buhrandan çıkmayacaksa,  yırtıcılık, kıskanclık, korku, bencillik, şehvet... Hiç bir dönemde böyle ahlaksızlık olmayıb, ahlaksızlık hakkında kitaplar yazılmayıb. Freyd kibi çirkin bir filozof meydana çıkmayıb kanıtlasın ki, bütün büyük işlerin arkasında seks duruyor, şehvet duruyor. Şehvet hakkında eserler yazılıyor, yöntemleri hakkında. Üzr diliyorum sizlerden, kadınlar, erkekler – hepsinin aklında birce şey var - seks, şehvet. Şehvet  sanki Mekke seviyesine kalkıp XX yüzyılda. Yaratdılar maddiyatcılar. Ben eminim ki, insanların manevi simasında Ruhaniyyat Güneşi doğacak. Mutlaka inananlara ölüm yoktur. Ölüm bedeni götürüyor, ruhu yok. Biz geldik ki, gitmeyek.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: